Amerika, Soğuk Savaş yıllarını geride bırakırken, halk toplumsal tabularla ve korkularla yaşamaktadır. Ekonomik sistem tabuları körüklerken, dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri sayılan ABD'de, din ve politika ekseninde toplumsal korkular ısıtılıp ısıtılıp halkın önüne koyulmaktadır. Eşcinsellik bu şartlar altında sadece bir cinsel tercih değil aynı zamanda muhalif olma çizgisindedir. AIDS ise yeni çağın vebasıdır ve eşcinsellerin sırtına yüklenmiş bir zehirdir resmen...
Eşcinsellik ve AIDS, Angels in America'da hikayenin merkezindedir ancak din ve politika analizi ile senaryo sığlıktan oldukça uzaktır. Hikayedeki her karakter, belli duyguların ve durumların temsilcisidir adeta. AIDS'e kapıldığını öğrenen ve sevgilisi tarafından terk edilen Prior yalnızlığın,
Joe Pitt toplumsal yargılar ve inançları ile eşcinselliği arasında kalışın, Roy Cohn hırsın ve kötülüğün... Daha birçok yan karakterle senaryonun zenginleşmesi, aynı oyuncuların farklı karakterleri aynı bölümlerde dahi ustalıkla canlandırışı ve hikayenin masalsı bir biçimde işlenişi ile Angels in America sadece özgünlüğü yakalamakla kalmıyor aynı zamanda izlediğim en iyi dizileri arasına giriyor. Zira dizinin Emmy'de 11 dalda aday olması da bunu kanıtlıyor olsa gerek...
25 Eylül 2007 Salı
Angels in America
Kaydol:
Yazı Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder