25 Mart 2007 Pazar

300 Spartalı...

Yaklaşık iki ay önce sinemaya gittiğimde, 2 dakikalık tanıtım filmini izlemiştim 300'ün. İşte tam istediğim "karanlıkta" bir film diye düşünmüştüm. O kadar etkisinde kalmıştım ki, izlemek üzere olduğum filme kendimi tam olarak verememiştim.
O günden sonra, film gösterime girene kadar onlarca defa tanıtım filmini seyrettim ve her defasında da şimdiye kadar yapılmış en iyisi olduğuna kanaat getirdim. Müzikler, siyahi ton ağırlıktaki ortamı, Leonidas'ın "This is Sparta!" nidası ve halkını kölelik ve ölümle tehdit eden Persliye tekmeyi basışı...

Herkes gibi bende de muazzam bir beklenti oluştu tüm bunların sonunda.

Filmin gösterime girdiğinin ertesi günü izlemeye karar verdim, böylece ilk gün seyredenlerin yorumlarını internet üzerinden takip edebilecektim.

Kimileri beğenmiş, kimileri berbat bulmuştu. Ancak ortak kanı beklentilerin aşağısında olduğuydu. Çoğu kişinin takıldığı bazı konular vardı ve bazıları pek umursamasa da filmin bu kadar tartışılma konusu olmasındaki neden bu konulardı.

Diğer sinema izleyicilerini bilmem ama, izlemeden önce büyük beklenti içerisine girdiğim ya da filmin ilk dakikalarında beni sarıp içine alan bir filmin, sonradan göz ardı edilemeyecek açıklarını görmek beni gerçekten filmden soğutur. Harcadığım zamana ve verdiğim dikkate kahrederim deyim yerindeyse. Belki de bu yüzden Matrix (özellikle 1 "kusursuz") veya bir Baba filmleri benim gibi binlerce sinemaseverin gözdesi.

Maalesef 300 de kendinden soğutacak mantık hatalarına sahip. Ve o müthiş savaş ortamı ya da Spartalılar'ın "bakla" şeklindeki karın kasları bile bu mantık hatalarını kapatmaya yetmiyor.

Bütün bunlardan bahsetmeden önce biraz konusundan bahsetmek gerekirse:

M.Ö 48o'li yıllarda "Şahlar Şahı" İran Şahı Xerves (Serhas), bütün Orta Asya'ya, Mezapotamya'ya, Anadolu'ya, Kafkasya'ya ve Mısır'a kadar uzanan topraklara sahip Pers İmparatorlu'ğun imparatorudur. Pers imparatorluğu'nun temel özelliği diğer monarşilerden de öte bir savaşçılık ve yayılmacılık anlaşıyışı gütmeleriydi ve bir çok devlete son vermeleri idi. Ayrıca tarihte ilk posta teşkilatını kuran (geniş topraklara sahip olmalarının getirdiği bir gereklilik) ve son kez çivi yazısını kullanan Orta Asya imparatorluğudur.

Pers İmparatorluğu ilk büyük yenilgisini Termopil Savaşı sonrasındaki Salamis savaşı ile Yunanlı birliklere karşı almıştır. Filmimize konu olan savaş da Termopil Savaşı'dır. Daha sonra da bir başka büyük impartorluğun sahibi Büyük İskender tarafından M. Ö. 333'deki savaşta yenilgiye uğrayarak yıkılmışlardır.

Filmden hissedileceği gibi o zamanlar Yunan şehir devletleri, birbirleri ile büyük rekabet içindeydiler, dolayısıyla sürekli zayıf düşüyorlardı. Bu duruma göre Serhas, Yunan şehir devletlerine sefer düzenlemeye karar verdiğinde belki de mantıksız bir iş yapmıyordu. Ancak Yunanlıların en güçlü askeri birliklerine sahip kral Leonidas önderliğinde Spartalılar, tek çarenin Termopil geçidini tutmak olduğunu görmüştü. Buna rağmen, Leonidas birliklerinin yenilmemesi mucizelere bağlıydı, Leonidas da bunu bildiği için asker olarak seçtiği 300 Spartalının her birinin kendi soyunu devam ettirecek bir oğula sahip olmasına özen göstermiştir.

Termopil geçidini, 300 Spartalı askerle birlikte 2000 kadar başka şehirlerden askerler tutmuştur ve filmdekinin aksine savaş sonuna kadar Spartalılarla beraber savaşmışlardır.
Hikayeye göre Pers tarafına geçen Ephialtes, geçidin diğer tarafına çıkan bir patika yolu Perslilere göstermiş ve savaşın sonu kesinleşmiştir. Termopil Savaşı da tarihe büyük direnişlerden biri olarak geçmiştir.
Savaşla ilgili bilinmeyen çoktur aslında. Özellikle askerlerin sayıları... (Termopil Savaşı hakkında ayrıntılı bilgiler ekşi'den ve viki'den okunabilir...)

Tarihçilerin bilgileri ile filmin sunduğu aslında oldukça çelişkili... Filmi bu konuda savunanlar hemen çizgi-roman uyarlaması olduğunu öne sürerler. Ancak ne bu ne de başka bir şeyle, filmin veya baz alındığı çizgi-romanın, tarihi çarpıttığı gerçeği değişmez. Sonuçta konu itibariyle bilgisiz bir çok insan kafasından filmden kalan bilgilerle günlük hayatına devam ediyor.

İnsanda soru işareti uyandıran sadece bunlar değil üstelik. Örneğin, Spartalılar, güzel vücutlu, bakla karın kaslı, renkli gözlü insanlar olarak gösterilirken, Persler insandışı yaratıklar olarak önümüze sunuluyor. Üstelik Spartalılara ihanet eden Ephialtes'in de çirkin ve kambur olması, Spartalılar'ın bebek katili olmasını meşru gösteriyor gibi.
Bu kadar özgürlüğe ve vatanseverliğe sahip olan insanlar neden beğenmedikleri bebekleri öldürüyor? Çelişki.

İzlediği gibi filmde bütünlük arayan benim gibi sinemaseverler bu sorularla karşılaşarak çıkıyor filmden...

0 yorum: